30.11.2016
29.11.2016
Mümtaz Hoca(!) İsak Gürses'in gerçek yüzü ortaya çıktı
Hani çayla alakalı bir bilmece sorulur ya! Tarlada yeşil, pazarda siyah evde kırmızı? diye. Bahse konu şahıs da aynı hesap...
Nüfusta İsak Gürses, Etrafta İrfan Gürses, Cemaat içinde Abdulfettah Kevseri...
Peki acaba neden böyle?
"Ruhul Furkan tefsirinde harama delal deniyor" diyen ve Marifet Derneği'nin de "mümtaz hocamız" diyerek sahip çıktığı ve cemaat içinde Abdulfettah Kevseri takma ismiyle dolaşan zatın asıl isminin İsak Gürses olduğu ve ticaret yaptığı insanları mağdur ettiği ortaya çıktı.
Rabbimizin her işinde bir hikmet var ki, Ruhul Furkan meselesinin ortaya çıkmasıyla bu şahsın da asıl kimliği ortaya çıkıp cemaati daha fazla lekelemesinin önüne geçilmiş oldu. (Ve Abdulfettah ebu Ğudde ile Zahid Kevseri gibi iki muhterem zatın ismini kirletmesinin de önüne geçilmiş oldu)
İşte Facebook'da KIYMETLİ ADAM sayfasından KIYAMDER'in yayınladığı gerçekler. (Devamını o sayfadan takip edebilirsiniz)
-1-
Bakalım bundan sonra Marifet nasıl bir adım atacak? Şayet bu kişiye sahip çıkılıyorsa o zaman hakikaten bir şeyler dönüyor demektir....
-1-
-2-
27.11.2016
21.11.2016
20.11.2016
19.11.2016
15.11.2016
Deaş'e eleman gönderen Ebu Hanzala ve Hücre evleri tehlikesi
Çok önemli bir konu değerli arkadaşlar. Türkiye'de Tevhid mücadelesi ve selefilik örtüsü adı altında Işid'e eleman yetiştirip "islam Devleti kuruldu, katılmak farz oldu" diyerek gençleri Işid'e yollayan Ebu Hanzala ve gurubu her şehirde yapılanmaya çalışıyor. Ve hücre evi faaliyeti yürütüyorlar.
Bu virüslü hücreler Türkiye halkını tekfir ettiğinden kanları helal, malları ganimet olarak görüyor. O yüzden çok büyük potansiyel bir tehlike. Her an "cihad, hilafet" gibi kavramları istismar ederek dış güçlerin emriyle harekete geçebilir ve katliamlara imza atabilirler... Yetkililer acilen tedbir almalıdır.
30.10.2016
28.10.2016
İran'ın yeni fitnesi "Hz. Muhammed" filmi
Suriye'de ve o coğrafyada Müslümanların kanlarını oluk oluk akıtan İran, İslam dünyasında yeni bir fitneye daha ön ayak oldu.
Sözde Peygamberimizin hayatını filme uyarlayan İranlı'lar bir kişi ile Peygamberin bedenini filmde temsil etme ahlaksızlığını yaparken Şii ideolojisini de filme taşıyor. Konu ile alakalı bir yazı paylaşan M. Fatih Ustaosmanoğlu filmle alakalı şu bilgiyi veriyor:
HZ MUHAMMED ADLI FİLM, İRANLI VE Şİİ YÖNETMENİN HAZIRLADIĞI ŞİA KÜLTÜRÜ BASKIN BİR YAPIDIR..DİKKAT..!!!!!!
İran'lı Şii bir yönetmen MECÎD MECÎDÎ tarafından İran'da hazırlanan "MUHAMMED" adlı film, Türkiye'de galası yapılmak sureti ile beyaz perdeye yansıtıldı.Hurafe ve yalan üzerine inşa edilmiş film islam itikad ve inancına ters hezeyanlarla dolu.Bu konuda herkesi uyarmak ehli sünnet bir
Müslüman olarak boynumuzun borcudur.
Özellikle çocuklarımızı böyle yalan yanlış üzerine inşa edilmiş filimden uzak tutunuz..!!
Görüldüğü kadarıyla film, açıktan Şia reklamı yapmakta ve baskın bir Şia kültürü işlemektedir. Herşeyden önce film İran'da hazırlanmış, yönetmeni de Şii ve İran'lıdır.
Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Aişe r. a gibi güzide sahabilere filmde hiç yer verilmemiştir. Çok az miktarda Hz. Hamza figürü varsa da bu şekliyle Hz. Hamza da eksik tanıtılmaktadır. Hz Peygamber s.a.v. de filmde gösterilmesi de dinen ciddi bir hatadır.
Ebu Leheb'in karısının, cariyeleri olan ve Peygamber Efendimiz'e çocukluğunda süt emziren Süveybe'yi, Peygamber efendimizi emzirmeden men ettiği bilgisi de kaynaklarımızla örtüşmemektedir.
Aynı şekilde, Şia-Ehli Sünnet kavgasının temelini güçlendirmek maksadıyla, daha Hz. Peygamber sav'in çocukluğu döneminde, Haşim oğulları ile Emevi soyu arasında bir kavganın olduğu savının işlenmedi gerçeğe aykırıdır.
Benzer şekilde film içeriğinde, hadislerde veya makbul İslam tarihi kaynaklarında doğrulanmayan pek çok uyduruk bilgiye yer verilmiştir.
Filmde ayrıca, Samanyolunun "sırlar dünyası" gibi, özü dinde olmayan çarpıcı bir gizemlilik de mevcuttur.
Bütün bunlar filmdeki şia propogandasını yansıtmaktadır.
Müslüman olarak boynumuzun borcudur.
Özellikle çocuklarımızı böyle yalan yanlış üzerine inşa edilmiş filimden uzak tutunuz..!!
Görüldüğü kadarıyla film, açıktan Şia reklamı yapmakta ve baskın bir Şia kültürü işlemektedir. Herşeyden önce film İran'da hazırlanmış, yönetmeni de Şii ve İran'lıdır.
Hz. Ebubekir, Ömer, Osman ve Aişe r. a gibi güzide sahabilere filmde hiç yer verilmemiştir. Çok az miktarda Hz. Hamza figürü varsa da bu şekliyle Hz. Hamza da eksik tanıtılmaktadır. Hz Peygamber s.a.v. de filmde gösterilmesi de dinen ciddi bir hatadır.
Ebu Leheb'in karısının, cariyeleri olan ve Peygamber Efendimiz'e çocukluğunda süt emziren Süveybe'yi, Peygamber efendimizi emzirmeden men ettiği bilgisi de kaynaklarımızla örtüşmemektedir.
Aynı şekilde, Şia-Ehli Sünnet kavgasının temelini güçlendirmek maksadıyla, daha Hz. Peygamber sav'in çocukluğu döneminde, Haşim oğulları ile Emevi soyu arasında bir kavganın olduğu savının işlenmedi gerçeğe aykırıdır.
Benzer şekilde film içeriğinde, hadislerde veya makbul İslam tarihi kaynaklarında doğrulanmayan pek çok uyduruk bilgiye yer verilmiştir.
Filmde ayrıca, Samanyolunun "sırlar dünyası" gibi, özü dinde olmayan çarpıcı bir gizemlilik de mevcuttur.
Bütün bunlar filmdeki şia propogandasını yansıtmaktadır.
Bunlardan başka filmde, Yahudiler, Hırıstiyanlar ve papaz Bahira, Hz. Peygamber'e sahip çıkıyor gösterilerek "diyalog" teması işlenmektedir. Buna da
قل يا اهل الكتاب تعالوا الى كلمة سواء بيننا وبينكم
"=Ey Ehli Kitap, sizinle bizim aramızdaki ortak kelimeye geliniz ki o ...."
ayeti delil gösteriliyor. (Bu ayeti bu günkü "diyalog"a delil göstermek kişiyi küfre sokar. Çünkü ayet, Allah ve Rasülüne imanda bir araya gelmeyi emrediyor.
قل يا اهل الكتاب تعالوا الى كلمة سواء بيننا وبينكم
"=Ey Ehli Kitap, sizinle bizim aramızdaki ortak kelimeye geliniz ki o ...."
ayeti delil gösteriliyor. (Bu ayeti bu günkü "diyalog"a delil göstermek kişiyi küfre sokar. Çünkü ayet, Allah ve Rasülüne imanda bir araya gelmeyi emrediyor.
Sözkonusu film, İran devletinin sahada göstermiş olduğu kanlı eylemlerini, akıttığı onca ehli sünnet müslüman kanı yanında birde sanat Teması ve sinema yolu ile de beyinleri harap etme fikri gütmektedir...!!!!!
YUSUF KAPLAN İSE ŞÖYLE TEPKİ VERDİ
27.09.2016
25.09.2016
Anıtkabir çocuk parkına Sözcü güldürmecesi
Türkiye'de geri kalmışlığın yegane sebebi kemlaist zihniyettir. 90 yıldır heykel yapmaktan başka bildikleri bir şey olmadığı gibi insanların ibadetleriyle, kılık kıyafetleriyle uğraşmışlardır. Bir şey üretmezler, bir şey geliştirmezler, ileriye yönelik diğer ülkeleri aşacak bir projeleri yoktur.
Geçtiğimiz günlerde anıtkabire bir park yapılmış. Anıtkabir'i tapınak olarak gören zihniyet ayağa kalkmış. 15 temmuz gecesi evine sinenler büyük bir cesaret örneği göstererek parkı basmışlar :)
Yok efendim çocuklar hüzünlü olmalıymış, ağlamalıymış, orası oyun yeri değilmiş gibi çok komik ifadelere yer vermişler. Durumun vahametini görün diye sayfamıza taşıdık

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















